
Полная версия:
Karakalpak Halk Masalları
Asan Genje padişah olduktan sonra “Kim haydut olduğunu ve yaptığı haydutlukları söylerse hazineden altın vereceğim.” diye ilan verdirmiş. Bunu duyan haydutlar işledikleri suçları anlatarak padişahtan altın almışlar. Haydut olmayanlar da yalan söyleyerek altın almışlar. Ülkedeki bütün haydutlar gelmiş ama Miskal Peri’yi kaçıran haydutlardan haber yokmuş. Padişah cellâtlarını toplayıp:
– Ülkede başka haydut var mı, diye sormuş. Cellâtlardan biri:
– Dağın eteğinde üç haydut var. Onlardan başka bütün haydutlar geldi, demiş. Sonra o üç hayduta adam gönderip getirtmiş. Haydutlar geldikten sonra padişah:
– Anlatın, ne haydutluklar yaptınız, demiş.
– Hayatımız boyunca yaptığımız haydutluklar o kadar çok ki bunların hepsini mi anlatalım yoksa hepsinden büyük bir haydutluğumuz var, onu mu anlatalım diye sormuşlar.
– Sonuncusunu anlatın, demiş padişah.
– Bizler bu ülkenin senden önceki padişahının kızı olan Miskal Peri’yi kaçırdık. Kocası uyuyordu orada bıraktık. Miskal Peri’yi getirdikten sonra üçümüz de almak için birbirimizle tartıştık ama o hiçbirimize varmayacağını söyledi. Şimdi bacımız oldu, demiş haydutlar.
Asan Genje hemen haydutları zindana attırmış. Cellâtlarına da Miskal Peri’yi getirmelerini emretmiş. Cellâtlar Miskal Peri’yi getirmişler. Miskal Peri Asan Genje’yi tanıyamamış. Asan Genje onu ıssız bir yere götürüp yüzündeki perdeyi açmış ve Miskal Peri Asan Genje’yi tanımış. Çok mutlu olmuşlar. Padişahlığı vezire bırakarak gece yarısı kimseye belli etmeden çocuklarını da alıp yaşlı kadına doğru yola çıkmışlar. Birkaç gün yol gittikten sonra yaşlı kadının evine yaklaşmışlar. Yaşlı kadın aslında cadıymış. Miskal Peri Asan Genje’ye:
– Ben burada kalayım, sen cadının evine var. Cadı damın tepesinde oturmuş ikimizin yolunu gözlüyor. Damın başına çıkılan merdivende bir güvercin var. O güvercini cadıdan önce yakalayıp başını kopar. Sonra atı yola dayanamayıp Miskal Peri yolda kaldı diye seslen. Bunu duyan cadı üzülerek güvercini unutacak. Güvercinin başını koparırsan cadı ölecektir. Bizler ancak o zaman bir araya gelebiliriz. Eğer böyle yapmazsan o eninde sonunda beni de seni de canlı canlı yer. Çünkü cadının üç dev çocuğu vardı. Onlar şartları yerine getiremedikleri için benim yolumda can verdi. Onun için benden öç almak için seni bana gönderdi, demiş. Asan Genje karısının söylediklerini aynen yapmış. Kuşun başını koparmış. Cadı hemen oraya yığılmış ve ölmüş.
Asan Genje cadıyı öldürdükten sonra Miskal Peri ile birlikte kendi ülkesine gelmiş. Annesi, babası ve ağabeyleriyle hasret gidermiş. Muratlarına ermişler.
ALTIN TAVUK
Çok eskiden malı mülkü, bağı bahçesi, dört çeşit besi hayvanı olup hiçbir eksiği olmayan zengin bir adam varmış. Zengin adamın iki karısı varmış. Zenginin ilk karısından Asen ve Üsen adlarında iki oğlu, ikinci karısından Esen adında bir oğlu varmış. Üç çocuk her şeyden habersiz sabahtan akşama kadar oyun oynar eğlenirlermiş.
Bir gün zengin adam bahçesinde geziyormuş. Keyifle dolaşıyorken üzüm asmalarından yarısının olmadığı görmüş. Etrafı kolaçan etmiş ama bir şey bulamamış ve evine dönmüş. Üç çocuğunu çağırmış:
– Bugün üzüm bağına girdiniz mi diye sormuş. Onlar da:
– Girmedik, diye vevap vermişler. Zengin adam onlara inanmamış. Çocuklarını üzüm bağına götürmüş ve arayın demiş. Çocuklar bağın her yerine dağılarak her yeri aramışlar ama bir insan ya da başka bir şey bulamamışlar. Sonunda zengin adam çocuklarına dönerek:
– Bana düşmanlık eden kim acaba bir bildiği varmış gibi bunu biri kasten yapıyor olmalı, demiş. Çocuklar da babalarının bu sözünün üstüne üçü sırayla üzüm bağında nöbet tutmak için izin istemişler. Zengin adam da nöbet tutmanın doğru olacağını düşünmüş ve onlara izin vermiş.
– Bu gece hanginiz bağda nöbet tutacaksınız, diye sormuş. Büyük çocuğu Asen:
– Baba, ilk nöbeti ben tutayım, demiş.
– Babası da tamam demiş.
Asen nöbet tutmak için gitmiş. Ggece yarısına kadar beklemiş, sabaha doğru uykuya dalmış. Bir ara uykusundan uyanıp etrafına baktığında havanın aydınlandığını görmüş. Hemen bağın her yerini kontrol etmiş. Üzümlerin koparıldığını görmüş.
Asen üzümleri kimin kopardığını ya da neyin yediğini bilememiş. Öğlen babasının yanına gitmiş ve olan biteni açık bir şekilde anlatmış. Zengin adam büyük oğluna sinirlenmiş ve ortancı oğlu Üsen’i çağırmış:
– Evladım, üzüm bağında bugün sen nöbet tutacaksın, demiş.
Çocuk eline bir kova su alarak üzüm bağına gelmiş. O da gece boyu nöbet tutmuş ama bir ara uykuya dalmış. Her gün aynı vakitte gelen bir kuş yine gelmiş ve üzümleri yiyip gitmiş. O gün de üzümlere ne olduğunu anlaşmamışlar. Çocuk üzülerek olan biteni gizlemeden babasına anlatmış. Zengin adam ne yapacağını bilemeyip çocuklarına kızarken bu durumu gören en küçük oğlu Esen koşarak babasının yanına gelmiş. Babasına:
– Sorumluluğu bana verin. Bu gece de ben nöbet tutayım, demiş. Zengin adam:
– Seni cin çarpar, korkarsın diyerek Esen’e izin vermek istememiş. Çocuk yaşça küçük olmasına rağmen babasından ısrarla izin istemesi üzerine babası ona:
Конец ознакомительного фрагмента.
Текст предоставлен ООО «Литрес».
Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.
Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.
Вы ознакомились с фрагментом книги.
Для бесплатного чтения открыта только часть текста.
Приобретайте полный текст книги у нашего партнера:
Полная версия книги