Читать книгу Cengiz Han'ı Aramak ( Анонимный автор) онлайн бесплатно на Bookz (3-ая страница книги)
bannerbanner
Cengiz Han'ı Aramak
Cengiz Han'ı Aramak
Оценить:
Cengiz Han'ı Aramak

3

Полная версия:

Cengiz Han'ı Aramak

En önemli kaynağı ise şüphesiz Moğolların Gizli Tarihi ve Altan Tobçi’dir. Altan Debter adlı başka bir kaynağın daha olduğunu kendisinin bu kaynaktan yararlandığını Reşideddin yazmıştır, ancak bugüne kadar Altan Debter bulunamamıştır. Moğolların Gizli Tarihi ile Altan Tobçi üzerine Tuncer Gülensoy çalışmış ikisi arasında kronolojik olarak birçok aynılık tespit etmiştir. (Gülensoy, 1967: 189-191; A.y., 1988: 25-30; A.y. 2007: 257-275) Altan Tobçi XVI. Yüzyılda yazıldığı için Budizm’in tesiriyle yazılmıştır. Her ne kadara Moğolların Gizli Tarihindeki bilgiler Altan Tobçi’de tekrarlanıyorsa da Budizm etkisi çok fazladır.

Farsça olarak yazılmış olan kaynaklar içinde Cami üt-tevarih önemli kaynakların başında gelmektedir. Reşideddin’in kitabının Moğolca aslının sadece şecere kısmı bize kadar gelebilmiştir. Türkçesi Topkapı H 1253 numaralı albümdedir. Timur’un şeceresi olarak yazılmıştır ve ecdadı Alangua’dan başlayıp Cengiz’i de ihtiva etmektedir. Açıklamalar Uygur harfleriyle Türkçedir (Togan, 1969-1970: 2) Cami üt-tevarih dünya tarihi olması hasebiyle hem Moğolların hem Türklerin hem de dünyanın birçok milletinin tarihinin kaynağı durumundadır. Farsaça yazılan kaynaklardan bir diğeri de Alaüddin Ata Melik Cüveyni’nin yazmış olduğu Tarih-i Cihangüşa’dır. Arapça kaynaklar da İbnü’l Esir’in Kamilü’t-tevarih’i, Ne-sevi’nin Siretü’s-Sultan Celalüddin Mengüberti ve Abdullah İbn Fazlullah (Vas-saü’l-Hazret) “Tecziyetü’l-emsar ve Tezciyetü’l-a’sar” (bu eserde Cengiz Han’la ilgili bilgiler Cüveyni’nin Tarih-i Cihangüşa adlı eserinden alınmıştır), Muinüddin Muhammed el-İsfizari, “Ravzatü’l-cennat fi evsafi medineti’l-Herat”, Müellifi Bilinmeyen Meğze’l-ensab adlı eserlerde Cengiz Han’dan bahsedilmektedir.

Moğolların Gizli Tarihi’nden 130 yıl sonra yazılmış olan Yüan-shih (Yüan Sülalesinin Tarihi), Sheng-wu chin-ch‟ien-lu (Mukaddes Savaşçının Şahsî Seferleri) ve başkaları gibi Moğol tarihi ile ilgili eserler Çin dilinde yazılmıştır.

Hat-un ündüsün-ü erdeni-yin tobçiya (Hanların Menşei Üzerine Cevher Mecmuası) adlı Moğolca kaynak Ordos prensi Sanang-setsen Hung-tayci tarafından 1662’de yazılmıştır Moğol tarihinin önemli eserlerindendir. Bu eseri Sanang-setsen halk arasında yaşayan destanî rivayetlerle birlikte, çoğu bize kadar ulaşmayan yazılı eserlerden de faydalanarak yazmıştır. (Yücel Uydu, 2010: 6)

Bunların dışında Cengiz-nâme, Anonim Şeybani-nâme, orijinal epik, Çin ve Mançu tarihçilerinin etkisiyle, Tibetçe’den Moğolcaya çeviri eserler ve Altan Debter, Köke Debter, Çinggis Kagan-u Çedig gibi Moğolca, Defter-i Çinggiz gibi Çağatay Türkçesiyle de Cengiz’den bahseden kaynaklar vardır. (Yücel Uydu, 2010: 6-8)

Cengiz’in Şeceresi

Cengiz Han’ın ataları efsanevi Moğolların Gizli Tarihine (yazılışı 1240) göre denizi geçerek gelen yüksek Tanrı’nın takdiriyle yaratılmış bir bozkurt (Pelliot, 1949: 121; Grousset, 1944: 8-12) ve eşi dişi beyaz geyiktir. Burhan Haldun dağına yerleştikleri zaman Bata-çihan adlı bir oğulları olur. Ondan Tamaça, Tamaça’dan Horiçar, Horiçar’dan A’ucan boro’ul, ondan Sali Haça’u, ondan Yeke-nidun, ondan Semsoçi, ondan Harçu, ondan Borcigiday, ondan Toroholcin Baiyan, ondan, Duva-sohor, Dobun-mergen, Dobun-mergen’in hanımı Alan-ho’a’dır. Alan-ho’a Timur’un mezar kitabesindeki nesebnâmede de geçmektedir. (Blochet, 1897: 208; Semenov, 1937: 75-84) Bu ikisinin Bugunotai ve Belgunotai adlı iki oğlu olur. Dobun-mergen öldükten sonra kocasız kalan eşinin üç oğlu olur. Bunlar Buhu-hadai, Buhatu-salci, Bodonçar-munghah, ondan Habiçi Baa’tur, ondan Haçi Külug’un, ondan Haidu, ondan Baişinghor-dohşin, ondan Tumbinai-secen, ondan Habul-hahan, ondan Bartan-ba’atur,15 ondan Yesugey-ba’atur, ondan Temuçin olur. (Temir, 1986: 3-15; Gülensoy, 2007: 257-275) Diğer Moğol kaynağı Altan Tobçi’de ise Cengiz Han’ın ataları şöyle gösterilmiştir: “Ogedei Kağan (Onun kardeşi Külüg Kağan, onun kardeşi Möngke Kağan, onun kardeşi), Kubilai Kağan (onun kardeşi, sonra, Olcei-tü Kağan), Külüg Kağan, Buyan-tu Kağan/Gegen Kağan, Yisün Temir Kağan, (ondan sonra) Cayağa-tu Kağan, (ondan sonra) Kutug-tu Kağan/ (ondan sonra) Aciyamal Kağan, (ondan sonra) Ukağa-tu Kağan, (onun oğlu) Bilig-tü Kağan/(onun oğlu) Uskal Kağan, (onun oğlu) Corig-tu Kağan, (onun oğlu) Elbeg Kağan.” (Gülensoy, 1967: 191) Görüldüğü gibi iki şecere arasında fark vardır. Altan Tobçi’de geçen kişiler Ögedey, Kubilay, Möngke, Olcei-tü (Olcaytu) Cengiz’in oğulları ve torunları oldukları halde diğer isimlerin çoğunun Moğolların Gizli Tarihi’nde yer alan kişilerle alakası yoktur. Gülensoy’un tespitine göre bunun böyle olmasında veya isimlerin farklı olmasında Budizm’in etkisi vardır. Moğol tarihinde. Külüg lakap olarak Maniheizme girdikten sonra Uygurlarda kullanılmıştır. Cengiz Han’ın soyu ile ilgili Cengiz-nâmeler ve Moğol tarihinin ilk dönemleri Saadettin Gömeç tarafından etraflıca incelenmiştir. (Gömeç, 2018: 405-476)

Timuçin’in Doğumu ve Çocukluğu

Timuçin bir rivayete göre 1155 (D’Ohhson, 2008: 37-41) diğerlerine göre de 1162 veya 1167 yıllarında (Togan, 1969-1970: 1; Leisi, 2018: 53-57), Onon ırmağının sağ kıyısında bulunan Deli’un-Boldah adlı yerde doğmuştur. Cengiz aslında kendisine sonradan verilen bir unvandır. Moğolların en eski kaynaklarından olan Moğolların Gizli Tarihi adlı efsanevi eserde Timuçin adı da kendisine babası Yesügey Bahadır’ın mağlup ettiği ve esir aldığı Tatar kabilesi reisi Temuçin-uge’nin Yesügey’in kabilesine getirildiği zaman doğduğu için Moğol ad verme geleneğine göre verilmiştir (Gülensoy, 1974: 623)16. Bu kaynakta ayrıca Cengiz doğduğu zaman avucunda bir kan pıhtısıyla dünyaya gelmiştir (Temir, 1986: 3-19) denilerek ona bir kutsiyet addedilmiştir. Cengiz’in babası az önce zikrettiğimiz gibi Yesügey-ba’atur, annesi de Olhuno’ut kabilesinden Ho’elun-ucin hatundur. Yesügey Ba’atur Ho’elun-ucin’i Merkitlerden olan kocası Çiledu’nun elinden alıp kaçırmıştır. Timuçin işte bu Ho’elun-ucin17 Hatun’dan doğmuştur. Yesugey-Ba’atur’un Ho’elun-ucin’den Temucin, Hasar, Haci’un, Temuge isminde dört oğlu ve Temulun adında bir kızı olur. Timuçin dokuz yaşındayken Coci-Hasar yedi yaşındadır. Haci’un-elci beş, Temuge-otcigin üç, Temulun ise daha beşiktedir. Yesügey’in Koakçin adında ikinci bir eşi ve bundan da Belgütey ile Bekter adlarında iki oğlu daha olduğu da bilinmektedir.

Dokuz yaşına girdiğinde babası onu yanına alarak annesi Ho’elun’un akrabalarından Torgut kabilesine mensup Olhuno’utlardan dayılarından kız istemek için yola çıkar. Yolda Unggiratlardan18 De-i Seçen ile karşılaşırlar. Dei-Seçen Yesügey’e “Nereye gidiyorsun?” diye sorunca o da oğlu için Olhuno’udlardan kız istemeye gittiğini söyler. Dei-Seçen bir rüya gördüğünü ve bu rüyanın güzel şeyler ifade ettiğini, Unggirat halkının eskiden beri kızlarının güzel olduğunu söyleyerek kendi kızını görmesi için Yesügey’i evine davet eder. Yesügey, Dei-Seçen’in kızını beğenir. Gece Dei-Seçen’e misafir olur ve ertesi gün de kızını ister. Moğol geleneğine göre damat evleninceye kadar kız evinde kalmalıdır. Yesügey oğlunu bırakır ancak oğlunun köpekten korktuğunu onu köpeklerden korumasını tembih eder. Obasına dönerken yolda Tatarlara rastlar, Tatarlar onun eski düşmanları olduğunu anlarlar ve çayına zehir katarak Yesügey’i zehirlerler. Yesügey zehirlendiğini evine gelince anlar ve oğluna gelmesi için haber gönderir. Bunun üzerine Timuçin yola çıkar, ancak daha evine ulaşamadan babası vefat eder. (Temir, 1986: 20-22; Gülensoy, 1974: 624) Babasının ölümü Timuçin için felaketlerin, zor günlerin başlamasıdır. Çocukluğu diğer Moğol kabilelerinin saldırıları ve yaşadığı sıkıntılarla geçer.

Cengiz Han’ın Gençliği, Tayciutlar ve Merkitler ile Mücadelesi

Babasının ölümü kendi kabilelerinin de onları bırakıp gitmesine sebep olur. Ho’elun-ucin atına binip eline bayrak alarak gidenleri geri çevirmek için büyük gayret sarf eder. Bir kısmını döndürmeyi başarır. Ancak daha sonra dönenler de onları terk ederler, kimse onları dinlemez ve yapayalnız kalırlar. Bütün bu yaşananlar Moğolların Gizli Tarihi’nde dramatik bir biçimde anlatılır. (Temir, 1986: 23-27) Kardeşleri ile de problemler yaşayan Timuçin kardeşleriyle birlikte balık avlarken tuttukları balığı üvey kardeşleri Belgutay ve Bekter, Timuçin’le Hasar’dan zorla alırlar. Timuçin ve Hasar bu olayı annelerine anlattıklarında anneleri çok üzülür. Düşmanları Tayciutlardan intikam almayı düşünecekleri yerde birbirileri ile kavga etmelerine sitem eder. Bunun üzerine Timuçin ve Hasar memnuniyetsizliklerini belli eder evden çıkarlar. Timuçin ve Hasar kardeşleri Bekter’i okla vurarak öldürürler. Eve döndüklerinde Ho’elun-ucin ana onların yüzlerinden kötü bir şey yaptıklarını anlar ve onlara sitem dolu sözler söyler. (Temir, 1986: 27-29) Peşlerini bırakmayan Tayciutlar’dan bir kişi Timuçin’in annesi ve kardeşlerinin bulunduğu yere gelerek onlara saldırır. Bu saldırıya Timuçin ve kardeşleri karşılık verirler. Tayciutların gönderdiği Tarhutai-kiriltuh onlara haber göndererek Timuçin’i istediklerini diğerlerinin gereği olmadığını söyler. Bunun üzerine aile Timuçin’i bir ata bindirerek onun ormana doğru kaçmasını sağlarlar. Timuçin ormana girer ve gözden kaybolur. Tayciutlar onu takibe başlarlar, ancak ormana girmeye cesaret edemezler. Ormanı uzun süre kuşatırlar. Timuçin ormanda dokuz gece kaldıktan sonra epey acıkır ve ormandan çıkmaya karar verir. Tam ormandan çıkarken pusu kurmuş bekleyen Tayciutlar onu yakalarlar ve alıp götürürler. Onu köylerinde her gece bir evde kalmak şartıyla esir ederler. Tayciutların Onon nehri sahilinde özel bir günde toplantı yapmalarından yararlanarak teslim edildiği kişinin elinden boynuna takılan tahtadan yapılmış halka ile birlikte kaçarak görünmemek için nehre girer sırtüstü yatarak ancak yüzü dışarda kalacak şekilde nehirde kendini saklamayı başarır. Timuçin’in elinden kurtulduğu adamın bağırması üzerine Tayciutlar toplanarak Timuçin’i aramaya başlarlar. Ormana bakarlar, ancak onu bulamazlar. Irmak üzerinde yattığını Sulduzlardan Sorhan-şira19 fark eder ancak kimseye söylemez. Sorhan-şira herkes çekildikten sonra anasının evine gitmesini tavsiye eder. Ancak Timuçin yakalanacağını düşünerek anasının evine gitmez daha önce de kaldığı ve çocukları kendisine karşı iyi davrandığı için Sorhan-şira’nın evine gitmeye karar verir. Sorhan-şira’nın evini bulmak için düşündüğünde evde sabaha kadar yağ yapıldığını tokmak sesi geldiğini aklına getirir ve bu şekilde Sorhan-şira’nın evini bulur. Sorhan-şira bu duruma kızar ve “Ben sana ananın evine git demedim mi? Niçin buraya gelin? diye sitemde bulunur. Fakat çocukları Çimbay ve Çilao’nun Timuçin’in boynundaki tahtadan yapılmış halkayı çıkarıp ateşe atmaları ve onu yün arabasına saklamaları üzerine evlerinde kalmasına razı olur. Üçüncü gün Tayciutlar bunu mutlaka birisi saklamıştır diyerek tekrar aramaya başlarlar. Sorhan-şira’nın evine de gelirler, her tarafı ararlar tam arabayı arayacakları sırada Sorhan-şira “Bu sıcakta yünlerin içinde kim barınabilir?” deyince arabayı aramaktan vazgeçerler. Tayciutlar gittikten sonra Sorhan-şira Timuçin’e at ve bazı gerekli eşyalar vererek onu anasının evine gönderir. Timuçin Onon nehri mecrasına yürüyerek Kimurha nehri civarında bulunan akrabalarına rastlar. Onlarla birlikte göç ederek Burhan-haldun eteğindeki Gurelgu dağı arasında, Sanggur nehri civarında bulunan Hara-cirugen yakınındaki Koko-na’ur etrafında yerleşirler ve dağ sıçanı ile tarla sıçanı yiyerek yaşarlar. (Temir, 1986: 30-34)

Yakın arkadaşı Boorçu ile tanışmaları da Timuçin’in atlarının çalınması üzerine olur. Timuçin çalınan atlarını ararken yolda Boorçu’ya rastlar. Boorçu atlarını bulmada Timuçin’e yardım eder. Böylece dostlukları başlar. Babasının dostu Kereytlerin Hanı Ong Han’a giderek kayınvalidesinin kendisine hediye ettiği kürkü hediye edip onun desteğini almaya çalışır. (Temir, 1986: 37)

Yesügey Ba’atur yıllar önce Ho’elun-ucin’i Merkitlerin elinden alıp kaçırmıştı. Merkitler bunu unutmamış intikam ateşi ile yanıp tutuşuyordu. Timuçin’in kabilesine saldırı düzenleyerek intikam almak isterler. Timuçin’in eşi Börte ucin bir araba içinde saklanır. Yolda bu arabayı Merkitler durdururlar. İçinde ne olduğunu sorarlar. Yün var deyince inanmazlar ve arabayı arattıklarında arabada bir kadının olduğu ortaya çıkar. Bu Börte-ucin’dir. Böylelikle Merkitler intikamlarını aldıklarını düşünürler ve Börte-ucin’i kendi kabilelerine götürürler. (Temir, 1986: 39-40)

Timuçin’in Moğol Kabilelerini Hâkimiyet Altına Alması ve Han İlan Edilmesi

Timuçin Börte-ucin’in kaçırılması üzerine Merkitlerin hükümdarı To’oril-onghan’a giderek ondan yardım ister. Camuha’ya da haber göndermesini birlikte Merkitlere karşı hareket etmelerini isterler. Temuçin kardeşlerini Camuha’ya gönderir. Birlikte Merkitlere karşı sefer yapmak istediklerini iletir. Camuha bu isteğe olumlu karşılık verir ve “Botohan-bo’orcid’de bir araya gelelim” der. Ayil-harahana çevresine geldiklerinde üç ordu birleşir. Camuha ise üç gün önce buraya gelmiştir. Merkitler Selenge nehri boyunca kaçarlar Timuçin ve beraberindekiler de onları takip eder. Timuçin bir yandan da Börte’yi aramaktadır. Börte Börte! diye bağırırken kaçan kabilelerin içinde bulunan Börte, Timuçin’in sesini tanır ve koşarak yanına gelir. Börte’yi bulduğu için Timuçin To’oril (Tuğrul) ve Camuha’ya teşekkür eder ve Merkitleri takipten vazgeçer. Merkitlere karşı kendisi ile birlikte olan Camuha ile Timuçin’in dostlukları daha eskilere dayanıyordu. Onlar Timuçin dokuz yaşında iken dost olmuşlar, birbirlerine hediyeler vererek bu dostluğu sağlamlaştırmışlardı. Timuçin kabilesinin yerleştiği yere dönerken yolda birçok Moğol kabilesi Timuçin’e katılır (Temir, 1986: 50-55)20. Bu kabilelerin Timuçin’e katılmaları üzerine Altan, Huçar ve Saça-beki aralarında konuşup Timuçin’e kendisini han yapmak istediklerini söylerler. Timuçin için ant içerek onu han (Cengiz21 Kağan) ilan ederler.

Cengiz han olunca yakınındaki Ogolai-cerbi, Haci’un-tohura’un’a ve iki kardeş olan Cetai ile Doljolhu’ya okluk taşıma hakkı, Onggur, Suyiketu-cerbi ve Hada’an–daldurhan’a aşçılık, Degayi’ye çobanlık, kardeşi Çuçugur’a çadır arabalarına bakma, Dadai-çerbi’ye evdeki hizmetçilere nezaret görevi verdi. Hubilai, Cilgutai, Harhai-tohura’un, ve Hasar kılıç kuşandılar. Belgutai ile Haraldai-tohura’un’a seyislik, Taici’ut’lardan Hutu, Morici ve Mulhalhu’yu at sürülerine bakmakla görevlendirir. Arhai-hasar ile Talıai, Sukegai ve Ca’urhan’a “Okum olunuz” diyerek yani elçilik veya haberci görevi verir. Boorçu ve Celme’yi ise yardımcısı yapar, diğer görevlendirdiklerinin başına yönetici tayin eder. Cengiz Han’ın han ilan edildiğini To’oril’e bildirirler. To’oril Cengiz’in han seçilmesini doğru bulur. (Temir, 1986: 56-60) Böylece ilk Moğol teşkilatı yukarıda adı geçen boy ve kişilerden teşekkül eder.

Merkit zaferi ve Moğol kabilelerinden bir kısmının kendisine katılması Cengiz Han’ı cesaretlendirir. Dostu Camuha ile iktidarı paylaşmak istemez ve ona karşı iktidar mücadelesine girer. Altan ve Huçar’ın Cengiz’e katılmaları da Camuha tarafından hoş karşılanmaz. Camuha’nın küçük kardeşi Taiçar, Çoçi-darmala’nın at sürüsünü çalar, Çoçi-darmala Taiçar’ı takip eder ve arkasından vurarak onu öldürür. Bunun üzerine “Kardeşimiz öldürüldü” diye Cengiz Han’a savaş açarlar. İkireslerden iki kişi gelerek durumu Cengiz Han’a bildirir. Haberi alınca Cengiz Han da Camuha’ya karşı harekete geçer. Dalan-balcut denilen yerde karşılaşırlar. Cengiz Han, Cerene Geçidi’ne çekilmeye mecbur kalır. Camuha Cinos prenslerini yetmiş kazanda kaynatarak Ne’udai ve Caha’an-uva’nın da kafalarını kestirerek öldürtür (Temir, 1986: 62). Bunun üzerine bazı Moğol kabileleri ve reisleri Camuha’yı terk edip Cengiz Han’a katılırlar. Bu arada içki sırasında hiyerarşinin yanlış uygulandığını ileri sürerek Cengiz Han’ın kabilesi ile Curkinler arasında kavga çıkar. Birbirlerine ağaç dallarıyla saldırırlar. Ancak daha sonra aralarında anlaşarak barışırlar. Bunlar olurken bir haber gelir. Tatarların Ulca nehri mecrasında olduğu ile ilgilidir bu haber. Cengiz Han: “Tatar halkı eskiden beri bizim atalarımızı ve babalarımızı öldürerek bize düşman kesilmiştir” diyerek bu durumu onlara saldırmak için bir fırsat olarak görür ve hemen To’oril Han’a haber gönderir. To’oril Han bu çağrıya olumlu cevap verir. Birlikte Tatarlara karşı hücum etmeye karar verirler. Ulca boyunda Cengiz ve To’oril Han’ın görüş sahasına girmiş olan Tatarlara saldırarak onları hezimete uğratırlar ve liderlerini öldürürler. Ongging-cingsiang, Cengiz Han ile To’oril Han’ın Megucin-se’oltu’yu öldürdüklerini duyunca çok sevinir ve Cengiz Han’a Ca’uthuri unvanını verir, Kereyit hanı To’oril’e de Onga unvanını verir. Ongging-cingsiang tarafından verilmiş olan Onghan tabiri işte bu zamandan kalmadır. (Temir, 1986: 62-64) Cengiz Han’la Ong Han Tatarları yağmaladıktan sonra evlerine dönerler. Daha sonra kendisine başlangıçta dost sonradan düşman olan Curkinleri mağlup edip halkını yakın adamları arasında paylaştırır.

1201 yılında (tavuk yılı) Hadagin, Salci’ut, Dorben, Tatar, İkires, Unggirad, Horolas, Guçu’ut-nayman, Merkit, Oyrat, Tayci’ut gibi kabileler Olhiud meydanında toplanarak Camuha’yı han seçmeye karar verirler, sonra da Camuha’ya Gur-Han unvanı verirler, yani onu Gur-Han ilan ederler. Cengiz Han ve Ong-Han ile savaş kararı alırlar. Horoloslardan Horidai’nin bunu Cengiz Han’a haber vermesi, onun da durumu Ong-Han’a bildirmesine sebep olur. Cengiz Han ve Ong-Han ordularını birleştirerek Camuha’ya karşı savaşmak için Keluren Nehri boyunca yola çıkarlar. (Temir, 1986: 68-70) İki tarafın öncü kuvvetlerinin ufak tefek çatışmalarından sonra Cengiz Han savaşa girer ve bu savaşta boynundan yaralanır. Celme hanın pıhtılaşmış kanını emerek damarların tıkanmasını önler ve Cengiz’in hayatta kalmasını sağlar. Yanından hiç ayrılmaz. Cebe’nin Tayci’utlardan ayrılarak Cengiz Han’a katılması da bu savaş sırasında olur. (Temir, 1986: 75) Yıllar önce kendisini Tayci’utlardan kurtaran Sorhan-şira ile Cebe de Cengiz Han’ın yanına gelirler. Cengiz Han önce Sorhan-şira’ya geciktiği için sitem eder. Daha sonra sebebini dinleyince hak verir. Cebe ile de bu sırada tanışır. Cengiz Han kendisine kimin ok attığını söylediğinde Cebe kendisinin attığını söyler. Cebe’nin açık sözlü olması Cengiz’in hoşuna gider, korkmadan doğruyu söyleyen birinin iyi arkadaş olacağını söyler ve onu yakın adamları arasına alır. Cebe adını da ona kendisi verir. (Temir, 1986: 73-75)22

Naymanlara Karşı Savaş ve Ong Han’la Aralarının Açılması

Cengiz Han Tayci’utları yağmalayıp yok ettikten ve kalan halkı da kendi kabilesine kattıktan sonra Merkitleri kendisine katılan Caha-gambu ile birlikte tard ederler. Caha-gambu Tubegan halkını, Dunghayitleri ve bazı Kereyitleri Cengiz Han’ın emrine sokar. 1202 yılında Ça’a’an-Tatar, Alçi-Tatar, Du’ta’ut ve Aluha-i-Tatar kabileleriyle Dalan-nemurges denilen yerde karşılaşır. Burada çarpışarak Tatarların geri çekilmesini sağlarlar. Ulhui-şilugelcit denilen yerde onları tamamen esir alırlar. Yukarıda adı geçen dört Tatar kabilesini yok ederler. Aynı yıl (1202) Ong Han da Merkitlere karşı savaş açar, Merkit hanı Tohtoa’nın oğlunu öldürür, hanımlarını ve kızını ele geçirir. Bu savaştan elde ettiği ganimetten Timuçin’e bir şey vermez. Bundan sonra Timuçin’le Ong-Han Naymanlardan Guçugut’lu Buyir-uh-Han’a karşı sefer açarlar (Temir, 1986: 85). Ancak Ong-Han mevzileri terk ederek Cengiz’e haber vermeden daha ileriye gider. Camuha ile karşılaşan Ong Han’ın onun kışkırtması ile Timuçin’e karşı düşüncesi değişir. Ong-Han’a karşı Naymanlar saldırırlar ve bu saldırıdan Ong-Han’ın ailesini Timuçin’in dört adamı kurtarır. Ong Han yaşlandığı için kendi ulusunu yönetecek kabiliyette bir yakını olmadığı için kaygılanır. Cengiz Han’a aynen babası Yesügey ile kendisinin zamanında kan kardeşi oldukları gibi oğlu Sanngum ile de kendisinin dost olmasını söyler. Bunun için de iki aile arasında kız alıp verme olur. Bu evlilik iki ailenin arasının açılmasına sebep olur. Sanngum kendisini büyük görerek kendi kızını Cengiz’in adamına vermek istemez. Bundan dolayı Timuçin’in Sanggum’a karşı sevgisi azalır. Bu durumu anlayan Camuha ise bundan istifade etmeye çalışır.

1203 yılında Camuha, Sanggum’u kendi tarafına çekmek için uğraşır. Sang-gum babasına gidip Cengiz’e karşı, Camuha ile birlikte hareket etmelerini ister. Ong Han buna karşı çıkar. Cengiz Han’ın şimdiye kadar hep kendilerine yardım ettiğini, ona karşı olmanın vefasızlık olduğunu söyler. Ancak Sanggum babasını ikna ederek bir tuzakla Cengiz Han’ı ele geçirmek ister. Timuçin bu durumu haber alır. Akşam oradan ayrılarak Mao undur Dağı’nın kuzeyine doğru yola çıkar. Celme’yi burada bırakarak Halahalcit Çölü’ne gelir. Düşmanın geldiğini haber alan Timuçin hemen oradan uzaklaşır, çünkü To’oril ve Camuha birlikte hareket etmektedir. To’oril yaşlı olduğu için ordunun komutasını Camuha’ya verir. Ancak Tuğrul’un oğlu Sanggum babasının emirlerini dinlemeden saldırıya geçer ve kısa bir süre sonra da yüzüne gelen okla yaralanır. Onun yaralandığını gören Kereyit askerleri Camuha’nın etrafını sararak saldırıdan vazgeçerler. Bunu gören Cengiz Han, hemen saldırıya geçerek onlara ağır kayıplar verdirir. Ancak hava karardığı için savaşı sonlandıramadan geri çekilir. Oğlunun yaralandığını gören To’oril savaşa devam edemeyeceğini anlayarak savaş alanından çekilir. Timuçin Çeçer-Ündür Dağları yanında Ong Han’ı ansızın basar ve şiddetli bir çarpışmadan sonra Ong Han ve oğlu kaçarlar. Naymanlar toprağına varınca Ong Han, Ono-sun adındaki bölgede iki Nayman zabiti tarafından öldürülür. Oğlu Sanggum ise Tibet’e sığınır. Sanggum’a karşı isyan eden Tibet halkı onun Hotan ve Kaşgar bölgesine kaçmasına sebep olur. Burada ailesi Kara Kılıç denilen bir Türk kabilesi tarafından öldürülür.

Timuçin, Kereyitler’e karşı kazandığı zaferden sonra 1204 yılında Naymanlar üzerine yürür ve Burhan Haldun Dağı’nın batısında Nayman hükümdarı Ta-yang Han’ı ağır bir mağlubiyete uğratır. Han’ın oğlu Küçlüg Karahıtay (Kitan) bölgesindeki Tiyan-şan Dağlarına kaçar. Aynı yıl içerisinde Haradal-huca’ur civarında Merkitli Tokta Beki’yi de yener. Camuha da ormanlık alana kaçarak izini kaybettirir. Daha sonra Camuha adamları tarafından ihanete uğrayıp Timuçin’e teslim edilmiştir. İhaneti affetmeyen Timuçin adamların hepsini idam ettirir, eski dostu Camuha’yı da soylulara yakışır biçimde belini kırarak öldürtür ve onun isteğiyle cenazesi yüksek bir yere defnedilir. 1205 yılında Timuçin tekrar harekete geçerek elinden kaçan Tokta-Beki’nin peşine düşer, Tokta-Beki vücuduna aldığı bir okla orada ölür. Birçok Naymanlı ve Merkitli kaçarken Erdiş (İrtiş) Nehri’nde boğulurlar. Bu mücadelede Naymanların yanında yer alan Camuha bütün halkını kaybeder. (Temir, 1986: 125, 133)

Cengiz’in Han Seçilmesi ve Yeni Kararların Alınması

Bu olaylardan sonra Pars yılında (1206) Onon Nehri kaynağında toplanan Moğol kabileleri Cengiz’i kendilerine kağan seçerler. Bu kurultayda çok önemli kararlar alınır. Cengiz yakınında bulunan değerli kimselere statülerine göre unvanlar verir. Devlet teşkilatını bu kurultayla birlikte genişletir ve daha sistemli bir hale sokar. Bu kurultay birçok ilim adamı tarafından Moğolların cihan devleti olma yoluna gittikleri kararların alındığı kurultay olarak kabul edilmektedir. Gerçekten de bu kurultaydan sonra Moğollar hem doğuda hem de batıda seferlere girişmişler, dünyanın önemli bir bölümünü hâkimiyetleri altına almışlardır. Altıncı kardeşi Şiki-hutuhu’yu hırsızları cezalandırması, yalanı ortadan kaldırması, ölüm cezasına layık olanları öldürtmesi, para cezalarını alması için yüksek mahkeme başkanlığına getirir (Temir, 1986: 136). Şiki-hutuhu’ya ayrıca halkın taksim işi ve mahkeme kararlarını Kökö-Debter’e (Mavi deftere) yazmasını, kendisiyle istişare sonunda ak kâğıt üzerine mavi yazıyla yazarak defter halinde tespit ettiği esasların nesilden nesile aktarılmasını, onu kimsenin değiştirmeye kalkmamasını, değiştirmeye kalkanların da cezalandırılması görevini verir. (Temir, 1986: 136) Bo’orçu, Muhali, Munglik, Horçi, Çurçedai, Hubilai, Celme, Cebe, Sübütay, Genigesli Hunan, Kokoços, Degai, Usun-Ebugen, Tolun, Onggur, Borohul, Usun-ebugen, Huyildar, Narin-to’oril, Sorhan-şira, Çimbai, Çila’un, Naya’a, Marangoz Guçugur, Mulhalhu gibi yakın adamlarına ve kendi ailesine mensup kadınlara çeşitli hediyeler, imtiyazlar ve ayrıcalıklar verir. (Temir, 1986: 136-149) Bu kurultayda ayrıca orduyu da yeniden tanzim eder. Birlikleri oluşturarak binbaşıları, yüzbaşıları onbaşıları tayin eder, kendisine savaşlarında yardım eden sadakat gösteren kişilerin hepsini binbaşı tayin eder. (Temir, 1986: 149) Kurultayda orduya alınacak veya görevlendirilecek kişilerin nasıl olmaları ile ilgili talimatlar da verir. (Temir, 1986: 150)

Karlukların ve Uygurların Hâkimiyet Altına Alınması

1206 kurultayında Cengiz (Turan, 1941: 267-276) unvanı alıp yeni kararlarla devletini düzene soktuktan sonra etraftaki kavimlere elçiler göndererek onların kendi rızalarıyla Moğol hâkimiyetine girmesini ister. Bu amaçla da ilk teması Karluklarla kurmak ister, bunun için de Hubailai-noyan’ı Karluklara gönderir. Karluk Hanı Aslan Han Hubilai ile birlikte Cengiz Han’ın huzuruna çıkıp ve ona bağlılığını bildirerek çeşitli hediyeler sunar. Cengiz Han da bu duruma sevinerek kızını Aslan Han’a vereceğini söyler. (Temir, 1986: 159) Cengiz Han kendisine tabi olanlara dokunmamış, ancak hâkimiyetini kabul etmeyenleri çok sert bir şekilde cezalandırmıştır.

bannerbanner